Erkin Koray Belgeseli
Erkin Koray Belgeseli
Ünlüler güncellenmiş 2 ay önce

Erkin Koray Belgeseli

Ancak o yıllar radyo yıllarıydı. Herkesin dünyaya açılabildiği tek cihaz radyoydu. Radyoda
genelde Jazz, Vals, Çaça veya Rumba çalar, tüm Türkiye sadece o müzikleri dinler, o müziklerle dans
ederdi.

1. ERKİN KORAY BELGESELİ

Image

DIŞ SES: Erkin Koray..O yıllarını Tür Rock müziğine adamış aykırı bir adam. Yarım aasırdan fazla bir
süre önce hiç kimsenin cesaret edemediği kıyafet ve saçlarla ortaya çıkmış yaşam tarzını anlatan elektro
gitarıyla müziğin peşine düşmüş. Farklı felsefesi ve özgürlüğüyle nam salmış efsanevi müzik adamı. Türk
Rock ve Hard Rock müziğini öncüsü. Nam ı diğer Erkin Babası.
Erkin Koray 24 Haziran 1941 tarihinde İstanbul’da doğdu. Babası Selanik göçmeni şair Enver Koray,
Annesi ise İstanbul Belediye Konservatuarında piano öğretmeni Vecihe Koray idi. Erkin, kendisinden 2
yaş küçük kardeşi Korkut ile birlikte ailenin 2 erkek evladından biriydi. Babası Enver bey şairdi ancak o
dönem şairlik para etmediği için Devlet Demiryollarında memurluk yapıyordu. Erkin ve Korkut kardeşler
çocukluklarını annesinin piano derslerinde tuşların ara nağmelerinde geçirdiler.
ERKİN KORAY: Annem piano öğretmeni idi tabi İstanbul Belediye Konservatuarında. Dolayısıyla da
evin için piyano çalındığı için özel öğrencileri de vardı tabi, dolayısıyla ben öyle bir atmosferin içinde
daha doğrusu vurgulamak istediğim şey, klasik batı müziği formatında başladım. Yani Bachlar
Beethovenlar Mozartlar falan başladım müziğe de daha sonra aşağı yukarı işte 16 yaşlarındayken Rock n
Roll’a çevirdim konuyu.

DIŞ SES: Ancak o yıllar radyo yıllarıydı. Herkesin dünyaya açılabildiği tek cihaz radyoydu. Radyoda
genelde Jazz, Vals, Çaça veya Rumba çalar, tüm Türkiye sadece o müzikleri dinler, o müziklerle dans
edersi. Ancak Rock n Roll denen müzik elektrikli nağmeleriyle bir çok kesim tarafından ilginç
karşılanmış tuhaf bulunmuştu. Ancak Koray kardeşler radyoda çalan bu müziğe kulak vermiş, gönüllerini
kaptırmışlardı. Rock n roll denen çılgınlık onların da kanını kaynatmıştı.
KORKUT KORAY: Radyodan zaten esinlenerek müzik hayatımız yön değiştirdi çünkü orada
duyduğumuz müziğin tesirinde kalıp biz bunu nasıl yaparız derken ağabeyim Erkin Koray ile beraber
uğraşı içine girdik ama kolay olmadı çünkü davul yok, gitar yok, Rock n roll müziği ve kendisinden
beraber hareket ve yen, sazlar getirdi. Saksafon var işin içinde daha çok bol gitar var. Bunlar yok.
Saksafon falan yok. Böyle bir durumla karşşı karşıya kaldık. Ne yaparız diye düşünüyorduk.
Gitar var bunlar yok ne yaparız diye düşünüyorduk evde işte piyano o çalıyor ben böyle teneke kutuların
üzerinde elimle falan çalabiliyorum. Hiç bir şey yok tabi.
DIŞ SES: Erkin Koray piyano eğitimi almıştı ancak radoyda dinlediği elektro gitar sesi onu sanki başka
bir boyuta sokuyordu. Alman Lisesinde okuduğu yıllarda okulda bir orkestra kurulacaktı. O yıllarda
orkestralar piyano, conturbas akordeon ve davuldan oluşurdu. Erkin piyano çalıyordu zaten Kardeşi
Korkut’a davula verdi ve ilk konserleri için Galatasaray Lisesinin yolunu tuttu. Tarih 1957 yılının Aralık
ayını gösteriyordu.
ERKİN KORAY: 1957 yılında Galatasaray Lisesinde öyle bir acaba Alman Lisesi, heralde ilk konser
Alman Lisesi orkestrası diye çıkmışımdır da ondan sonra işte çok şey olunca yoğun talep olunca Erkin
Koray ve Ritimcileri dedik. Lise şeyinden sıyrılıp, sloganından. Ama yine de bir grup ismi koymuşum
demek ki. O sırada hemen hemen yani yoktu o sırada demek ki ilk grup ismini ben koymuşum demektir.
Bir sürü şeyi ilk yaptığım gibi onu da ben yapmışım Erkin Koray ve ritimcileri dedim.
KORKUT KORAY: Onu konserden sonra anladık. Konsere giderken anlamadık. Erkin Koray falan yok.
Biz oraya Alman Lisesi orkestrası diye çıktık ama konserden sonra büyük tepki aldık. Beklemediğimiz bir
tepki oldu. Bizi 4 kere mi 5 kere mi bise çıkardılar. Parça da yok aynı parçaları çalıyoruz birer kere daha
yani ama işte o konserden sonra hemen sanki biz profesyonll bir grupmuşuz gibi iş teklifleri gelmeye
başladı. O zamanki iş teklifleri o zaman küçüğüz biz işte Yeşilay derneği bizim bir toplantımız var
çocuklar gelin bizimle de çalın yardım olsun. Gidiyoruz biz yardıma ee bazı yardımlaşmaya gidiyoruz
para pul yok ortada. O yaz bişeyler çoğalmaya başladı.Tabi bir tane mecmua çıktı müzik mecmuası orada
Erkin Koray yazılmaya başladı. Derken Gazeteler Türkiye’nin en küçük müzisyenleri arkadaşları vs şu bu
o şekilde yapılmaya başlayınca biz Alman Lisesi orkestrası ismini ssildik Erkin Koray ve ritimcileri
olarak.

3. Erkin Koray - Cemalim 1974

DIŞ SES: Galatasaray Lisesinde verilen ilk konser Koray kardeşleri mest etmişti. Ardından Amerikan Kız
Lisesinde bir konser daha verdiler. Erkin Koray hem çalıyor hem de söylüyordu. Elvis Presley, Chock
Barry ve Fes Domino’dan söylediği şarkılar kızları kendisine hayran bıraktırmıştı. Öyle ki kızlar Erkin
Koray’dan imza almak için sıraya girmişlerdi. O işte burada kararını verdi. Atom mühendisi olmak
isteyen Erkin Koray artık müzisyen olacaktı. Klasik gitarın içine yerleştirdiği küçük bir mikrofon ve
Yüksekaldırım’dan aldığı amplifikatör ile kendisine bir elektro gitar yaptı. Sene 1959 idi.
ERKİN KORAY: Gitar çaldığım zaman etrafta gitar çalan diye bir adam da olmadığı için ben gitar çalanı
da görmedim. Sadece tahmin ederek. Yani bir gitarda 6 tel var. Tellerin adları mi, si, sol, re, la, mi.
Dolayısıyla do majör akorunu vurmak için hangi tellere basmam lazım gelir. Biraz da duyduğum
plaklarda işte radyodan duyduğum gitar sesini aşağı yukarı uygulayarak ha bu pozisyondan çalıyordur
baya zordu işimiz diyeyim.
KORKUT KORAY: Bir gün Götepe’den yürüyorduk Erenköylüyüz biz. Erenköy’e doğru. Gece vakti bir
gitarın çalındığını duyduk bahçeli bir evde. Erkin dedi ki yahu nasıl olur burada bir elektro gitar çalınıyor.
Gittik kapıyı vurduk bir cesaretle kapıyı vurduk. Ondan sonra bir Amerikalı çıktı. O zaman Amerikalı
askerler vardı Türkiye’de. İstanbulda da öyle. Erkin çat pat benden daha iyi ingilizce biliyor. Adam bizi
içeri aldı. Hakikaten bir gitarr gösterdi. Erkin öldü bitti gitara gözü düştü ama nasıl alıcaz. Ama gitarı
almamız lazım. O Amerikalı Erkin’in çok meşhur yanılmıyorsam ben o meşhur beyaz gitarık vardır
O’nun. Çok da pahalı bir gitar. O gitardı, Adam Amerikalı bize az parayla mı verdi bedava mı verdi
bilmiyorum Erkin artık uyumuyor.

DIŞ SES: Erkin Koray ilk elektro gitarını biz Amerikalı askerden aldığında Türkiye henüz 60’lı yıllara
adım atmamıştı. Üstelik tüm dünyada esen Rock n rol rüzgarı henüz ilk yıllarını yaşıyordu. O yıllarda
devrimci gençlerin bağımsızlık ve demokrasi adına yeşerttikleri öğrenci olaylarıyla çalkanıyordu.
Ardından 27 Mayıs ihtilali geldi ve Yassıada duruşmalarından sonra Türkiye kendi Başbakanını ilan etti.
Türkiye’de tüm bunlar yaşanırken sessiz sedasız kendi devrimini yapan bir genç elektro gitarı gürültülü
müziği ve tuhaf giyim tarzıyla sivrilmeye başlıyordu.
ORHAN GENCEBAY: 60’lı yıllarda bunu çok derin bir şekilde dünyada görüyoruz. Yani Rock’ın
babalar aynı zamanda yani Elvisler, beatleslar, Rolling Stoneslar Jimi Hendrixler tabi biz bunlar duyardık
izlerdik ve inanamazdık. Rock müziği dinleyen kişiler saçını başını yolarmış ve büyük çığlıklar atarmış
inanamazdık ama ben bunları lise yıllarında gördüm. İşte Rock müziğini ben de o yıllarda taradım ve çok
sevidm. Rock özgürlük demekti ve daha sonra Türkiye ve ülkemizdeki gerçek anlamda Rockçı olan
kişileri de bununla ilgilnenen kişileri de taradım ve bunların başında tabi ki Erkin baba gelir. Baba
diiyorum çünkü babadır. Bu konuda en büyük izi bırakan en büyük emeği veren, o duyguya en büyük
sahip olan nadir bir iki kişi varsa başındaki Erkin Baba’dır.
.......: Türkiye’deki ilk ingilizce Rock n roll şarkısını yapan Erkin Koray. It’s so long diye bir şeyi vardırr
ilk plağıdır yanılmıyorsam. Şimdi konserler deyin işte çok coşku dolu bir şeydi yani. Türkiye’de yeniydi
bunlar. Çok yeniydi. Daha önce Erol Büyükburç vardı Erkin’den önceki kuşaktı. O da müthişti ama o asi
değildi. Erkin asi idi yani. Şey tarafı o. Bizi çeken tarafı oydu. Alışmadığımız bir şeydi.

DIŞ SES: Erkin Koray ve grubu Ritimciler kah çay partilerinde kah okul konserlerinde boy gösteriyor. Bir
yandan da profesyonelliğe adım atıyordu. İlk plağını bir yüzünde Türkçe diğer yüzünde ingilizce bir
parçayla 1962 yılında yaptı. Bir Eylül Akşamı artık herkesin İngilizce şarkı söylediği bir döenmde
yapılmış aykırı bir çalışmaydı. Erkin Koray henüz 21 yaşında hayata kafa tutuyordu.
MURAT MERİÇ: RTürkçenin söylenmediği ayıp sayıldığı bir dönemde Bir Eylül Akşamı diye şarkıyla
çıktı. Arka yüzü ingilizce It’s So Long ama arka yüze Türkçe şarkı koyması önemli. İkincisi Rolck n roll
değildi Rock n roll idi ama bildiğimiz klasik anlamda değildi. Bir kere Bir Eylül Akşamı çok yavaş bir
şarkı. O dönem insanların çok da yüz vermediği bir balat bir kere. Dolayısıyla o şarkının gidişi, gitarın
kullanımı Türkçe sözlerin güzelliği o döenmin oldukça ilerisinde. Çünkü o dönem yazılan Türkçe sözler
Bir varmış Bir Yokmuş’tan ibaret. Fecri Ebcioğlu’nun yazdığı sözler.

Image

DIŞ SES: O yıllar askerliğin uzun, teknolojinin yoksun olduğu yıllardı. Telefon ancak sayıyla eve
girebilmişti. İnsanlar ancak radoyla haber alabiliyor radyo ile eğlenebiliyordu. İşte böyle bir dönemde iki
yıl askerlik yaptı Erkin Koray. Ankara’da Hava Kuvetleri Jazz Orkestrasında gitarist ve solist olarak
geçirdi yıllarını. 1965 yılında İstanbul’a döndüğünde başka hayaller uçuşuyordu belleğinde.
ERKİN KORAY:Askerden geldikten sonra Almanya’ya gittim yerinde görmek için. Askerlik tabi iki yıl
bir ara veriyor. Ondan sonra ben tam manasıyla girişeceğim için konuya, öyle düşünmüş olduğum için.
Almanya’ya o sırada sadece ingiliz grupları geliyordu. Beatleslar kulüpten, Hamburg’taki Star kulüpten
meşhur olmuş olduğu için Beatles, o öyle bir akım yarattı hep İngiliz grupları geliyordu. Ben de doğru
Star Kulübe gittim burada Hamburg’a. 3 ay kadar orada inceledikten sonra zaten niyetim oydu benim
Türkiye’de uygulamak konuyu. Yani. Almanyalarda kalmış olmak isteseydim rahat kalırdım da benim
amacım hep hedefim Türkiye oldu onun için buraya geldim. Bir de Alman bassçı aldım yanıma geldim.
Ondan sonra en güzel şekilde uygulayayım diye öyle bir Almanya’da kurs yaptım gibi bir şey.
DIŞ SES: Erkin Koray Almanya’da kulüllerde kendi tabiriyle kurs gördü. Özellikle Remofore adlı İngiliz
grubun gitaristi Coly Mani ile kurduğu dostluk onun hayatında bir dönüm noktası oldu. Çünkü bu tarihten
sonra gitarın tellerine bir başka dokunur oldu Erkin Koray. Bir de artık saçları uzundu
.......: Erkin Almanya’ya gitti orada çalışmalar yaptı. Orada uzun saç bırakarak geldi. Yanında Alman
bassçıyla geldi o da uzun saçlı. Biz de bıraktık uzun saçı şeye uyalım diye. Biz bir yürüyoduk Taksim’de,
40 kişi bize laf atıyordu haydi kavga dövüş, gürültü patırtı hiç başımızdan eksik olmadı. Yani millete
kardeşim bu iş saçla başla değil akılla, sanat ayrı bir olayı anlatamadığınız oluyordu. Daha halk o bilince
gelmemişti.
DIŞ SES: İstanbul’da kulüplerde uzun saçları ve yüksek topuklu ayakkabılarıyla müzik yaparken hem
garipseniyor hem de yavaş yavaş tanınıyordu. Gitarı adeta konuşturuyor, kendisini örnek alan gençlere
ulaşılmaz gibi geliyordu. Ancak Erkin Koray ilk çıkışını henüz yapmamıştı. 1 milyondan fazla satış
yaptıracak şarkı 1967 yılında geldi. Kızları da Alın Askere o yıl hit oldu.
ERKİN KORAY: Beste benim değil. Orada bir er çalıyordu oradan duydum şarkıyı. Heralde orduevinde
mi ne çalıyordu orada duydum. Sonra sahnede çalmaya başladım. Sahneden de götürüp yani apar topar
diyeyim, stüdyoya gittik plak yaptık. Öyle de O da ayrı döenemeç oldu Kızları da Alın Askere’yi plak
yapmak suretiyle öyle bir dönem başlamış oldu.

DIŞ SES: Erkin Koray artık tüm Türkiye’de tanınıyordu. 1968 yılında Hürriyet Gazetesi tarafından
yapılan Altın Kelebek yarışması’na katıldı. Burada seslendirdiği Meçhul ve Çiçek Dağı adlı şarkılar
ancak 4. olabildi. Daha sonraki yıllar bu plağın 100 binlerce satılmasına tanıklık edecekti. Türkiye aykırı
müzisyeni ya geç anlıyordu ya da Erkin Koray çağının çok ötesinde bir müzik yapıyordu.

.........: Benim kafamda Erkin Koray devrimci. Sadece müzik anlamında değil, yaşam anlamında da
devrimci. Devrimci derken bir Che Guevera’dan bahsetmiyorum ama yaşamının tümüne bakarsak çok
aykırı bir adam. Yani mesela tutmayacak müzikleri de kafasına koyduğu zaman yapabilecek bir adam.
DIŞ SES: Erkin Koray arka arkaya yaptığı Anma Arkadaş, Hop Hop Gelsin, Sana Bir Şeyler Olmuş, Seni
Her Gördüğümde gibi parçalarla ününe ün katarken bir yandan da bir takım müzikal araştırmalara
yöneldi. Şişli’de bir apartmanın bodrum katında kalıyor, gitarın tellerine bir başka vuruyordu. 1969
yılında kurduğu Yer altı Dörtlüsü ile Türkiye’de ilk underground akımının öncüsü oldu. Davulda Sedat
Avcı, Bass gitarda Aydın Şencan, Ritim gitarda Ataman Akman ve solo gitarda Erkin Koray, saykodelik
rock akımının en güzel örneklerini verdi. Daha sonra bassçı Ahmet Güvenç, gitarist Cahit Kukul’un da
yer aldığı Yer altı Dörtlüsü uzun yıllar Türkiye’nin çok ötesinde müzikler yapsa da çabuk unutuldu ve
Türk Rock tarihindeki asıl yerini alamadı.
..........: Sokağa bir yere gideceksek hep beraber çıkıp geziyorduk. Hiç ayrılmıyorduk. Böyle bir acayip bir
birlikteliğimiz vardı. Yani bir şey düşündüğümüz zaman telepatik olarak herkes bir etkilenmiş oluyordu.

Sahnede bile çalarken her seferinde şarkıyı farklı çalıyorduk.

7. Erkin Koray & Yeraltı Dörtlüsü - Meçhul / Ve

AHMET GÜVENÇ: Ya o parçalar dinlediğin zaman basit gibi görünüyor ama hiç basit değildir Erkin’in
parçaları çünkü trafikler şablon değildir. Yani bir A ikinci defa geldiğinde yine bir A olarak gelmez.
Mutlaka değişen bir yeri vardır. Milimetrik olarak çalışılması gereken parçalardır.
...............: Bu akşam böyle çalıyorsak diğer akşam başka türlü çalıyorduk. Kent sinemasında bir konser
esnasında o şarkının bir yeri vardır. Durmak diye bir şey yoktur ama hepimiz birden bire aynı anda
durduk, herkes durunca da birbirimize baktık. Yani böyle ilginç parapsikolojik olaylar oluyordu
diyebilirim. Böyle farkında olmadan frekans ortaklığımız vardı.
DIŞ SES: Ancak o yıllar Erkin Koray ve arkadaşlarının saçlarından ve giyim tarzından dolayı pek
anlaşılamadığı ve kıyasıya mücadele ettiği yıllardır.
...............: Yani Erkin abiyle beraber olduğunuz zaman yani saçınızla başınızla bilmem neyle bir kere
toplumun farklı bir üyesi oluyorsunuz yani toplum kendisinden bir kere farklı görüyor. E müziğimiz de
öyleydi, görüntümüz de öyleydi. Uzun saçlılar diye laf atıyorlardı.
ERKİN KORAY: Yani ben öyle bi bu konuyu şey etmek için oturtmak için sokaklarda dolaştım çoğu
arkadaş pek öyle yapmadı mesela Barış öyle yapmadı pek. Pek sokakta dolaştığını görmedim Barış’ın.
Konserine gitti döndü. Daha sonraları zaten bu konu oturdu öyle bir sorun kalmadı ama ben özellikle
sokakta dolaştığım için yani vatandaşa bu konuyu anlatayım. Görsün. Hem görsel olarak da görsün ki
böyle bir akım var böyle bir şekil var.
.........................: Çok kavga ettik yani çok. Kavga ettik dediğim yani kendimizi korumak zorunda kaldık.
Saçlarımız çekiyorlardı. Nu ya ne işsiniz siz falan. Yalnız İstanbul sokaklarında değil yani Eskişehir’de o
porsuk çayının üstünde bile kavga ettik. Kahve üstümüze boşaldı. Biz mağduruz kimseye bir şey yapmış
değiliz. Sadece görünümümüzden başımız çok derde girdi, çok.

ERKİN KORAY: Bir yandan da kız gibi olmadığını, alakası olmadığını erkekle kızla uzun saçın. Onu
anlatmak için dolaştım çok sokakta dolaşmak biraz sert tabi.
.....................: Anlatamam şimdi burada çok derde girdi ama her seferinde de sıyrıldık yani. Zaten Erkin
abi ufak tefekti evelallah ama çok da beceriklidir yani hiç önemli bir hasar almadan hallettik işte.
DIŞ SES: Erkin Koray durmadan yaptığı müzikte arayışta olan bir isimdi. Bu sebeple dönem dönem
farklılıklar içermiştir müzikleri. Özellikle 1970 yılından sonra arabesk kültürü girmeye başladı müziğine.
Gitarının telleri bu defa daha bir tanıdık geliyordu memleket insanına. O yıllar Orhan Gencebay’ın
Türkiye’yi kasıp kavurmaya başladığı yıllardır. Hem sazı hem sözü ktleleri heyecanlandırıyordu. İşte bu
dönem müziğin iki babası bir araya geldi. Farklı müzikler yapıyordu fakat hamurları aynı coğrafyada
yoğurulmuştu.
ORHAN GENCEBAY: Bütün dünya birbirinden etkilenmişti. Şu anda nasıl Batı’dan etkileniyorsa
Arap’tan da veya Doğu’dan da etkilenilir bu gayet normaldir ama bu katkının bu etkilenme katkısının
yanı sıra özgün çalışmalar da vardır ağırlık onlarla anılmalıdır. Erkin bu tarz çalışmalar yapmıştır. Arap
adaptasyonları da yapmıştır. Arabesk denecek etkinliği de yapmış olabilir. Ama aslında Erkin farklı bir
yerdedir. Erkin kendine has ... yöneten birisidir. Önemli olan budur.
SUNUCU: Arabesk var mı abi?
ERKİN KORAY: Vardır.
SUNUCU: O nereden kaynaklanıyor abi?
ERKİN KORAY: Arabesk oluşumuzdan. Oradan kaynaklanıyordur muhtemelen. Biz ortadoğuda bir
ülkeyiz. Ben de bu memleketin bir adamı olduğuma göre yerindedir o arabesk tavır.

Image

10. Cem Karaca Erkin Koray İle İlk Karşılaşmasını Anlatıyor

ERKİN KORAY: Bu benim için şereftir. Ayrıca bizim meslekte her önüne gelene baba demezler. Yani
azdır. Mahallede vardır da mahallenin kahvecisi de babadır. Mahmut babadır o veya ne bileyim ben İdris
baba hani vardır da. Bizim meslekte fazla öyle demezler çünkü sanıyorum ki zor bir şey bu sıfatı
kazanmak. Dolayısıyla benim için bir şereftir bu.
ORHAN GENCEBAY: Erkin kendine has bir olgudur. Erkin’in kendine has olmasındaki nedenlerden biri
de bizim değerlerimizin içinde olmasından kaynaklıdır. Yani Erkin kendine göre bir doğru bulmuştur. Bu
doğru, doğrudur. Bana göre de doğrudur ve halkımızın da büyük miktarı Erkin’i anlamıştır ve sevmiştir.
MURAT MERİÇ: Rock’ın Türkiye’de yerleşmesine sebep olanlardan birisi Erkin Koray’dır. O dönem
yaptığı 1960’larda yaptığı müzikle. İkincisi arabesk denen şeyin çok da kötü bir şey olmadığını gösteren,
Onun doğru kullanıldığında o modun bambaşka şarkılar üretilebileceğini gösteren de Erkin Koray’dır
bence. Çünkü arabesk acı çekmenin simgesidir, öyle bilinir. İnsanlar dertlenmek için böyle yaptmıştır.
Ama Erkin Koray o Arap hattını öyle güzel kullanmıştır ki yıllar sonra Rashid Taha’nın, Khaled’in
Fadıl’ın yaptığı işi Erkin Koray 1970’lerde Türkiye’de yaptı bence.
AHMET GÜVENÇ: Şimdi Erkin Koray, Cem Karaca, Barış Manço ve altta da bilemedin 4-5 tane kalmış
olan bizler. Bizler gittikten sonra Türkiye onu algılayabilecek mi algılayamayacak mı bizim sorunumuz
değil sizin sorununuz. Biz elimizden geleni yaptık siz onu ne kadar algılarsanız.
DIŞ SES: Türkiye elektro gitarı ilk onunla tanıdı. Türkiye belki de ilk uzun saça onunla öfke duydu.
Erkekte yüksek topuğu ilk onunla gördü. İlk rock konseri de o verdi. İlk elektro bağlamayı o yerleştirdi
rock müziğe. İlk rock barı da o kazandırdı Türkiye’ye. İlkler ilkler. Erkin Koray memlekete kazandırdığı
ilklerle haklı bir baba ünvanı aldı ama o genelde o genelde kızını okula vermediği için eleştirildi ya da bir
bankanın reklam filminde oynadığı için. Halbuki onun özgür ve aykırı ruhu ne kadar da çok şey
kazandırdı memlekete. Bir konuşmasında şöyle diyordu Erkin Koray “Eğer benim yaptığım müziği
herkes yani 70 milyon Türkiye dinliyorsa ya bende bir yanlışlık vardır ya da memlekette.”

0
0
0
0
0
0
0
0
0

Follow Us on Facebook